Merhaba güzel insanlar, kıymetli okuyucularım;

Bu gün; 23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk'ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı ulus­ların çocukları da katılmaya başlamıştır.

Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. «Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.» diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan'da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir.

Her 23 Nisan'da yurdumuz bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuş­malar yaparlar, şiirler okurlar. Gece fener alayları düzenlenir.

23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi'nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı birlikte kutlarız.

Ülkemin güzel insanlar ne oluyor bize derken, ne demek istiyorum, herkes bir fırtına bir saman alevi buna ne dersek diyelim anlık öfkelerin sonucu, aile içi ve çevrede yaşananlar bunun getirisi, aile dramı sonucunda ise toplumda da farklı senaryolar oluşmaktadır.

Öğretmenlik yaptığım dönemlerde çocuklarımızın resimlerinden, aşağıda belirtilen izlenimlerle bire bir uyuştuğunu gözlemledim, o nedenle fayda getireceği düşüncesiyle, bu konuyu sizlerle paylaşma hissiyatı duydum.

Çocukların yaptıkları resimler, onların iç dünyalarında olup-biteni haber verebiliyor. Çocukların çizdiği ev, ağaç, aile resimlerinin uzmanlarca farklı okunabileceğini söylüyor. Ayrıca çocukların kullandığı renklere de dikkat çekiyor, bir evin çizimi, sarı, kahverengi, yeşil, mor rengin kullanımının ne anlama geldiğini anlattı.

Çocuklar, okuma-yazma öğreninceye kadar dil becerileri yeterince gelişmediği için duygularını, sıkıntılarını, korkularını sözlü ifade edemez. Ancak yaptıkları resimler çocuğun iç dünyası, düşünüş biçimi ve yakın çevresiyle olan sorunları hakkında ipuçları veriyor. Kullandığı kâğıdın büyüklüğü, figürleri kâğıda yerleştiriş şekli, renk seçimi onun ruh halini yansıtıyor, çocuk elinden çıkmış en basit bir çizginin dahi bir anlamı olduğunu belirtiyor. Çocuğun yaptığı ev, aile ve ağaç çizimlerine özellikle dikkat edilmeli. Böylece çocukların iç dünyaları anlaşılabilir.

Çocuklar 2 yaşından itibaren ellerine kalem geçtiğinde karalama yapmaya başlar. Kalem tutuşları acemiyedir. Büyükler tarafından herhangi bir şeye benzetilmese de bu çizimler, çocuğun anlatmakta zorlandığı sıkıntıları, sevinçleri, kişilerarası ilişkileri, beklenti ve umutlarına işaret eder. Çocuğun yaz günü çizdiği ev resminde tüten bir bacanın olmasının bir mana ifade ettiğini, “Tüten bir baca evde hayat olduğunu, yemek piştiğini, aile üyeleri arasında sevgi odaklı sıcak bir ilişki olduğunu göstermektedir .

Yeşili çok kullanan çocuk kendisine güveni olan, uyumlu ve mutlu bir çocuktur. Yaşıtlarına göre daha olgundur. Mavi rengi kullananlar, duygularını daha iyi kontrol eder. Ailesi tarafından sevilen ve değer verilen çocuklar ise sarı rengi tercih eder. Anne babanın desteğine ve güvenine ihtiyaç duyan çocuklar da çizimlerinde mor rengi kullanır. Çizimlerinde kahverengi kullanan çocukların korunmaya ihtiyaç duydukları,

Sevgi, ilgi ve özlemi çektikleri söylenebilir. Siyah renk ise karamsarlığı ifade etmektedir. Kırmızı hem güveni ve hayatı, hem tehlikeyi ve ölümü simgeler. Bu, çocuğun bilinçaltından kırmızıyı hangi niyetle kullandığına bağlıdır.

Çocuk çizimlerinin yorumunda kâğıdın bölümleri de önemlidir. Sayfanın üst kısmı; aydınlığı, iyimserliği ve hayalciliği ifade eder. Alt kısım; hafızayı temsil eder. Figürleri sol tarafa yerleştirmek ben  merkezci bir kişiliği, sağ ise çevre merkezli bir kişiliği gösterir. Orta; bugünü sembolize eder.

Çocuğun içinde olduğu ruh halini yansıtır. Sayfanın aşağısına çizilen küçük figürler yetersizlik, güvensizlik ve depresyonun dışa vurumdur. Figürün orta hata uzakta ve sol tarafa yerleştirilmesi duygusal doyum arayan atılgan çocuklarda görülür.

Ev kâğıdın alt ucundan yukarıya, köşeli bir açıyla çizilmiş. Anneye bağımlılığı azalmış, anne-babanın yardımı olmadan kendi işlerini görebiliyor. Duvarlar pembeye, kapı kırmızıya boyanmış. Sıcak renklerin seçilmiş olması çocuğun uyumlu, sevecen ve hayata pozitif baktığını gösteriyor.

Çatı ince ve kırık çizgilerle, eğimli ve üçgen biçiminde çizilmiş. Anne, baba ve çocuk arası ilişkiler düzensiz ve belirsiz. Çatının üzeri kiremitle örtülmüş, ev kar ve yağmura karşı korunmuş. Bacadan çıkan duman yoğun ve yukarıya doğru çıkıyor, kâğıdın üst ucundan taşmış. Evde sıcak ve yoğun bir duygusal iletişim var. Evin dış duvarları ince ve esnek çizgilerle çevrili. Aile dış dünyaya açık, insanlara karşı iyimser ve geçimli, arkadaş edinmede bir sıkıntıları yok. Kısaca bu evi çizen çocuk; kendinden emin, çalışkan, aktif ve dışa dönük.

Duygularını açıkça ifade edebiliyor. Evde kendisini güvende ve korunmuş hissediyor. Anne, baba ve çocuk arasındaki iletişim sağlıklı ve uyumlu. Ev penceresiz, aile kendi içine kapanmış, dış dünyayla iletişimi yok. Çatı kalın çizgilerle eğimli ve üçgen biçiminde çizilmiş. Anne, baba ve çocuk ilişkisi değişmez kurallara bağlı.

 Çatının üzeri kapatılmamış; ev kar ve yağmura karşı korumasız. Siyah yuvarlak pencere çocuğun ruhen sıkıldığını ve yalnızlık çektiğini gösteriyor. Bacadan çıkan duman aşağıya doğru kıvrılmış. Evin içinde zayıf da olsa bir sıcaklık, bir duygusal iletişim var. Evin duvarları kalın çizgilerle çevrili. Aile dış dünyaya kapalı, insanlara güvenmiyor, bu yüzden fazla arkadaşı yok.

Sonuç olarak; bu evi çizen çocuk utangaç, ağzı sıkı, sessiz, içine kapalı, alçak sesle konuşuyor, bazen gizlice ağlıyor. Duygularını belli etmiyor. Diğer çocuklarla iletişim kurmada ve arkadaş edinmede zorlanıyor. Ailede baskı görüyor ve sık eleştiriliyor. Ailenin bu konuda incelenmesi gerekir

Saçlar: Çocuğun resminde bastırarak boyadığı saçlar çocuğun fiziksel olarak daha güçlü olma arzusunu göstermektedir. Ebeveynin saçının bastırılarak boyanması otorite kurma, aile içinde söz sahibi olma isteği konusunda ipuçları verir.

Gözler: Göz yuvarlağının içine gözbebeği çizen bir çocuk, özünün, kişiliğinin farkına varmış demektir. Çünkü gözbebeği olmadan, göz yuvarlığı boş ve anlamsız bir şeydir. Okula başlama yaşına gelmiş bir çocuk insan resmi çizerken göz yuvarlağının içine gözbebeği koymazsa, bu çocuğun kişiliğinin farkında olmadığı, zihinsel ve duygusal yönden geri kaldığı, iç dünyasının boş olduğu söylenebilir.

Burun: Burnu, olduğundan büyük çizen çocuklarda ben algısı gerçek benin üzerindedir. Burnu çok küçük çizenler

Ağız: Kalın çizgilerle belirtilmiş, dişlerin göründüğü açık bir ağızsa insanlarla konuşma isteğini; kapalı, dar, çizgi şeklindeki ağız ise insanlarla ilişki kurmaktan çekindiğini gösterir. Kızgınlığını kötü ve küfürlü sözlerle ifade etmekte olan çocukların ağzı fazla açık çizdiği görülür.

Eller: Ellerin olduğundan büyük çizilmesi dış dünyadan saldırganlık gördüğü ve dış dünyaya saldırgan davrandığı anlamına gelir. Ellerin çizilmemesi, olduğundan küçük çizilmesi, arkaya gizlenmesi veya cebe konması özgüven eksikliğini, utangaçlığı, insanlarla iletişim kurmada yetersizliği gösterir. Yumruk şeklindeki eller saldırganlığın bir işaretidir.

Bacaklar: Bacakların çizilmemesi kişinin var olmak için başkalarının desteğine ihtiyacı olduğuna işaret eder. Bacakların sağlam ve dengeli çizilmesi özgünlüğü gösterir.

Bu konuda ki Pedagog Ali ÇANKIRILI kitabından yapmış olduğum alıntıları sizlerle paylaştım, ayrıca Haluk YAVUZER ’in resimleriyle çocuğu tanıma adlı kitabını da okuyarak, çocuklarınızı daha iyi anlaya bileceğiniz düşüncesindeyim.

Düşündürebilmek, gelecek için üretilecek ürünün ana kapısıdır. ( Kazım İLHAN )

Bu sözün ne kadar önemli olduğunu konular işlendikçe fark edeceğimizden eminim.

Toplumun ve ailenin en büyük ilacı doğru iletişimdir. ( Kazım İLHAN )

 Sizlerin düşünce ve duygularınız benim için önemli; Paylaşmak ve paylaşılmasını istediğiniz konularınızı bekliyorum. Saygılarımla.

 Birlikte siz, biz demeden, sıcak, sevecen ve mutlu birlikteliklerin bir arada olduğu sağlıklı neşeli yarınlar dilerim. Hoşça kalın...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4