15 Temmuz şehidinin eşi, o gece yaşadıklarını anlattı

Gökhan İÇKİLLİ/SAMSUN, () - ANKARA'da 15 Temmuz darbe girişimi sırasında bombalanan Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı'nda şehit düşen polis memuru Mustafa Serin'in Samsunlu eşi Kezban Zeynep Serin (45), "Gece telefon geldi, kalktı, hazırlandı. Giderken, benimle öyle bir vedalaştı ki sanki bir daha gelmeyecekmiş gibiydi. Benimle uzun uzun vedalaştı ve ilk defa evden çıkarken arkasına bakmadan gitti. Çünkü her gün işe giderken mutlaka arkasını dönüp el sallar veya çok mutlu giderdi" dedi. Eşiyle en son şehit olmadan 3 dakika önce telefonla görüştüğünü ifade eden Serin, "Şehit Mustafa’nın eşi olduğum için çok büyük onur duyuyorum" dedi.
Ankara'da 15 Temmuz darbe girişimi sırasında bombalanan Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı'nda şehit düşen polis memuru Mustafa Serin'in eşi Kezban Zeynep Serin, o gece yaşadıklarını anlattı. Eşinin şehit olmasından sonra Samsun'daki ailesinin yanına gelen Zeynep Serin, burada AK Parti İl Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. Eşini doğum günü olan 20 Temmuz’da toprağa verdiğini belirten Serin, darbe girişimi olmasaydı eşi ve 2 çocuğu ile birlikte 18 Temmuz’da eşinin memleketi olan Burhaniye’ye tatile gideceklerini belirterek, "Fakat o gün eşimin cenazesini Burhaniye'ye götürdük ve onu 47'nci yaş gününde toprağa verdik" diye konuştu.
'GİDERKEN BENİMLE VEDALAŞTI'
15 Temmuz'da eşinin izne ayrıldığını söyleyen Zeynep Serin, "Ailesinin yanına memlekete gidecektik. Görevden eve geldi. Biraz dinlenip yola çıkacaktık. Saat 22.30 gibi eşime telefon geldi. Darbe olduğunu söylemişler ama bana belli etmiyor. O an bir kalktı, hazırlandı. Silahını falan alıp kapıya doğru giderken, benimle öyle bir vedalaştı ki o an ona bir anlam verememiştim. Sanki bir daha gelmeyecekmiş gibiydi. Benimle uzun uzun vedalaştı ve ilk defa evden çıkarken arkasına bakmadan gitti. Çünkü her gün işe giderken mutlaka arkasını dönüp el sallar veya çok mutlu giderdi" dedi.
'EŞİM ŞEHİT OLMADAN 3 DAKİKA ÖNCE BENİMLE GÖRÜŞTÜ'
Eşiyle en son şehit olmadan 3 dakika önce telefonla görüştüğünü ifade eden Serin, "Görev yerine gittiğinde ilk bomba atılmıştı. Daha sonra beni aradı. Kapıyı kimseye açmamamı ve kilitlememi söyledi. Ben de kapıları kilitleyip ışıkları söndürdüm. Uçaklar çok alçak uçuş yaptığı için savaş başladığını zannettim. O sırada ben de koltuğun kenarındaki yere oturarak televizyon izlemeye başladım. Eşim beni tekrar aradığında, 'Yakınlarımızı arayıp iyi olduğumuzu söyler misin?' dedi. Arkadaşlarının anlattıklarına göre, beni aramak için nizamiyenin arkasına geçmiş. Benimle konuştuktan 3 dakika sonra nizamiyeden ön tarafa geçerken de eşimin olduğu yere bomba düşüyor" diyerek sözlerine şöyle devam etti:
"O esnada kalbimden ve belimden bir şeylerin koptuğunu hissettim. Sabahın nasıl olduğunu fark etmedim. Ayağa kalkmaya çalıştığımda dizlerimin tutmadığını, dudaklarımın patladığını gördüm. Sabah eşimi aradığımda telefonuna cevap vermiyordu. Görevde de olsa ben aradığımda cevaplayan insan ilk defa telefonlarıma cevap vermiyordu. Biraz telaşlanmaya başladım. Eşimin ailesi hemen yanıma geldi. Benim ailem de yola çıkıp yanıma geliyorlardı. Meğer ailelerin eşimin şehit olduğundan haberleri varmış ama benden saklıyorlardı. Ankara'da eşimi aramadığım yer kalmadı ama eşime hiçbir şekilde ulaşamıyordum. Eşimin daha önceki evliliğinden 2 tane kızı vardı ve bizimle kalıyorlardı. Biz tatile çıkacağımız için o gün annelerine gitmişlerdi. Eşimin küçük kızı Ela, lösemi hastası olduğu için babasının şehit olduğunu bilmemesi gerekiyordu. Ela'yı birkaç gün evden uzak tutmaya çalıştık." 
'EŞİMİ DNA TESTİ SONUCU BULABİLDİK'
Eşinin cenazesini DNA testi sonucu bulabildiklerini belirten Serin, şunları söyledi:
"Her ne kadar kötü bir şey yaşadıysam da hiçbir zaman pişmanlık duymuyorum. Aynı şeyi bin kere daha yaşayan şehit Mustafa’nın eşi olduğum için çok büyük onur duyuyorum. Mustafa şehitliği hak eden bir insan. Onu tanıyanlar zaten bilirler. O ancak bu dünyadan şehit olarak göç edebilirdi. Şehitlik makamı bir insan için kolay bulunmaz. Kendi kendimi hep şöyle teselli ediyordum. Sevgi fedakarlık demektir. Eşim yanımda olsaydı ben çok mutlu olacaktım ama o bu mertebeden hep mahrum kalacaktı ve şehit Mustafa şehitlik mertebesini hak etti. İlk günden itibaren Cumhurbaşkanımız, eski başbakanımız ve eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız bizi hiç yalnız bırakmadılar. Evimiz bir gün bile boş kalmadı. Doya doya bir gün bile ağlayamadım. Ben sadece eşimi kaybetmedim. Benim mükemmel bir ailem var ama eşim ile birlikte ben sanki annemi, babamı, evladımı, kardeşimi, en yakın arkadaşımı, en iyi dostumu kaybettim. Eşim yanımdayken ben hiçbir zaman arkadaşa ihtiyaç duymadım. Onsuz ben tek başıma hiç dışarıya çıkmadım. Ben her şeyimi onunla paylaşıyordum. Görevde olduğu zamanlarda bile en fazla 10 dakika ayrı kalabiliyorduk."

FOTOĞRAFLI

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.