28 Ağustos 1938

Her biri 1200 Cherokee'den oluşan 13 konvoy insan, Georgia'dan Oklahoma'ya doğru yola çıktı. Üç güzergâhtan ilerliyordu Kızılderililer. Bu zoraki bir yolculuktu. Ki, her yürüyüş kolunun etrafı federal ordunun görevlendirdiği silahlı birlikler tarafından kuşatılmıştı ve öyle yürüyorlardı. 20. yüzyılın ortasında köle ticareti dönemlerini hatırlatan bu sahne yaşanıyordu.

Bu zoraki yolculuk, aynı zamanda çok zorluydu da. Açlık, hastalık, coğrafyanın zorlukları üst üste binmişti.

En zorlu güzergâh, 1500 kilometre yürütüldükleri kuzey güzergâhıydı.

Evet, 1500 kilometre boyunca silahların gölgesinde yürütüldüler sürgün yolunda.

Missisippi'yi aştılar.

1939 yılının Mart'ında, yani yola çıktıklarından yaklaşık 7 ay sonra, Oklahoma'ya vardıklarında, sadece Cherokee kabilesi üyelerinden oluşan tehcir kafilesindeki 16 bin kişiden 4 bini yollarda ölmüştü.

Yola çıktıkları halklarının dörtte birini kaybeden Cherokeeler, bu yola "Gözyaşı Yolu" adını verdiler. Diğer güzergahlardaki yüzbin Kızılderili'nin kaybı da Cherokee'lerden aşağı değildi.

Gözyaşı yol olmuştu. Veya yollar gözyaşı dolmuştu!..

***

26 Şubat 1992

Tarihin en dehşet verici olaylarından birine sahne olan yetimlerin ve öksüzlerin şehri olarak bilinen Azerbaycan’ın Hocalı kasabasının insanları, Ermenistan'a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde öldürüldüler.

Yakın dostum Gülnaz, o zaman 18 yaşındaydı. Hocalı kasabasına yakın bir köyde Ağdam ilinde, silah seslerinin arasında kalmışlardı.

Sesler gittikçe artmaya başlamış, uğultu halinde her yana dağılmıştı. İnsanlar başlarına geleceklerinden habersiz, korku ve dehşetle bekliyorlardı. Top sesleri ve silah sesleriyle yıkılan köyün içler acısı halini,  kaçabilen bir kaç kişiden öğrenebilmişlerdi. Herkesi öldürmüşlerdi. Bütün kasaba halkını... Çoluk çocuk demeden. Kadın erkek, yaşlı genç demeden... Kurtulmanın tek yolu kaçmak, bu bölgeden uzaklarda yeni bir dünya kurmaktı. Gülnaz ve ailesi doğdukları toprakları terk etmek zorunda kalırlar.

Gözyaşları yol olmuştu. Veya yollar gözyaşı dolmuştu!..

***
Sevgili dostlar.

Ve ben şu dakika, sadece ve sadece yola bakıyorum.
Bildiğin, her gün bastığın şu asfalt yola.
Hemen karşımda duruyor, ‘Ruberu’yuz şu dakika!..
İnsanları taşıyor otobüsler, profilden yakalanan onlarca insanı.
Kimi oturuyor, kimi kucağında çocuğunu taşıyor, kimi ayakta tutunarak geçiyor. İnsanın insana bu yaptığının mantıklı bir a
çıklaması yoktu.

Ne yapıyorsa insana yine insan yapıyordu!..

Azerbaycan Cumhuriyeti'nin resmî açıklamasına göre saldırıda 106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycanlı hayatını kaybetti.

***

Sözü söylemiş üstat, nereli olursan ol, nerede olursan ol, rengin, dinin, dilin ne olursa olsun, diyeceğini demiş üstat, Büyük İnsanlığa dair…

Buyurun hep beraber, bir kez daha okuyalım, hatırlayalım, hissedelim iliklerimize kadar…

BÜYÜK İNSANLIK…

Büyük insanlık gemide güverte yolcusu
trende üçüncü mevki
şosede yayan
büyük insanlık…

Büyük insanlık sekizinde işe gider
yirmisinde evlenir
kırkında ölür
büyük insanlık.

Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter
pirinç de öyle
şeker de öyle
kumaş da öyle
kitap da öyle
büyük insanlıktan başka herkese yeter.

Büyük insanlığın toprağında gölge yok
sokağında fener
penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
umutsuz yaşanmıyor.
N. HİKMET

***

Hoşça ve dostça kalın!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4